Atatürk kitapları nasıl okurdu

Yeniçağ yazarı Yaşar Gürsoy, bugünkü yazısında Atatürk’ün kitapları nasıl okuduğunu ve koyduğu işaretlerin anlamlarını anlattı.

Atatürk’ün hasta yatağında bile kitap okumayı sürdürdüğünü yazan Gürsoy, “Sadece okul yıllarında değil savaş cephelerinde bile dur durak bilmeden okumaktan vazgeçmedi… Sorunların çözümünün kitaplarda olduğunu düşünürdü. Güçlü bir düşünce adamıydı. Deha oluşunun temelinde okuduğu kitapların etkisi büyüktü.” dedi.

Atatürk’ün Türk inkalaplarını yaparken bu nedenle hiç güçlük çekmediğini ifade eden Gürsoy, şöyle yazdı:

“Öğrenim hayatı boyunca özellikle Manastır Askerî Lisesi’nde arkadaşı Ömer Naci’nin etkisiyle başladığı kitap okuma alışkanlığını vefatına değin sürdürdü.

Manastır’da Mehmet Emin Yurdakul, Namık Kemal gibi dönemin güçlü Türk şairleri ile tanışan Atatürk, Harp Akademisi yıllarında özellikle ünlü Alman ve Japon komutanların hayatlarına ilişkin kitapları okudu.

İlk görev aldığı Şam’da, birlikte Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdukları Tıbbiye’den atılma Dr. Mustafa Cantekin’in dükkânındaki felsefeye, sosyalizme ve devrime ilişkin Fransızca kitapları su gibi okudu…

Savaş alanlarında bile kitap okuma alışkanlığından vazgeçmedi. Çanakkale Savaşları sırasında Maydos’tan İstanbul’daki yakın tanıdığı Madam Corinne’e yazdığı 20 Temmuz 1915 günlü mektupta, oraya giden karargâh kâtiplerinden Hulki Efendi’ye satın alınması için birkaç roman adı vermesini rica etmişti. Bir süre sonra Corinne ona başka kitaplar gönderince kendisine teşekkürü bir borç bildi.
Kolordu ve Ordu Komutanı olarak Doğu Anadolu’da bulunduğu dönemde ise birçok Türk ve yabancı yazarla birlikte Avrupa’daki son gelişmelere ilişkin kitapları okudu.”

Atatürk’ün Kolordu Komutanı olarak Silvan-Bitlis yöresinde görev yaparken 7 Kasım–25 Aralık 1916 tarihleri arasında 7 kitap okuduğunu belirten Gürsoy, tedavi için gittiği Karlsbad’da da boş saatlerini hep okuyarak geçirdiğini belirtti.

Atatürk’ün Almanca ve Fransızca dersler aldığı için daha çok yabancı dillerdeki kitapları da okuduğunu da ifade eden Gürsoy, “Cephede bile kitap okuma tutkusunun Millî Mücadele sırasında da devam ettiği biliniyor Atatürk’ün Binbaşı Mahmut Bey’in anılarından Büyük Taarruz öncesinde Reşat Nuri’nin Çalıkuşu romanını okuduğu ve elinden adeta düşürmediği biliniyor… Atatürk’ün okuma tutkusu, çocukluğunda oyundan daha çok zamanını alan, askerî okullarda dönemin baskılarına karşın uykusuz yatakhane gecelerini dolduran, savaşın en yoğun olduğu cephelerde bile etkinliğini sürdüren bir büyük tutkuydu.” diye yazdı.

Gürsoy yazısına söyle devam etti:

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak uzun yıllar Atatürk’ün en yakınında bulunan Hasan Rıza Soyak Atatürk’ün okuma sevgisini ileri yıllarda şöyle paylaşacaktı:

“Okumayı çok severdi; genel bilgisini sürekli olarak artırmaya çalışırdı. Zengin bir kütüphanesi vardı. Okuması da, çalışması gibiydi; eline aldığı kitabı, eğer ilginç buldu ise bitirmeden bırakmazdı.”

Atatürk; çok önemli bir özel kitaplığa sahipti. Onun görev yaptığı cephelere giderken bavullarla kitap taşıdığını, düzenli bir ev hayatı yaşarken de aynı zamanda bir çalışma odası olarak kullandığı mutlaka iyi bir kütüphane odası hazırlattığı, nihayet yurt gezilerine çıktığı zaman o şehirlerin kütüphanelerinden kitaplar getirterek okuduğu biliniyor. Oluşturduğu özel kitaplığındaki kitapların sayısı 4.289’u, bibliyografik künye de 10.000’i bulmuştu. Süreli yayınlar dışında bunların değişik bilim dallarındaki dağılımı da onun ne kadar geniş bir yelpazede bilgi edinmek ve böylece kendisini sürekli yenilemek istediğini göstermekteydi

Atatürk’ün Özel Kütüphanesinin Kataloğu Millî Kütüphane Yayınları arasından 1973’te çıktı.
İlgi alanı ya da uğraştığı konuların önem derecesine bakıldığında “Tarih” ön planda, bunun içinde de “Türk dünyası tarihi” ilk sırada yer almaktaydı.

Katalogdaki bilgiler veri olarak alındığında, Atatürk’ün kütüphanesinde 194’ü işaretli, 9’u notlu ve 101’i işaretli-notlu olmak üzere, 304 işaretlenmiş kitap bulunmakta. Bu kitaplardan 192’si Fransızca, 91’i Türkçe, 9’u İngilizce ve 12’si Almanca…

Atatürk’ün kitap okumada dikkat çeken önemli bir özelliği de, okuduğu kitabın önemli bulduğu yerlerini kendine özgü işaretlerle belirlemesi, satır altlarını çizmesi ve sayfa kenarlarına notlar almasıydı Genellikle kırmızı ve mavi renkli kalemlerle, “metin kenarını işaretlemek âdeti olduğu için, kitapları nasıl dikkatle okumuş olduğunu bu renkli işaretlerden” anlamak mümkün olacaktı. Koyduğu işaretler ve anlamları şöyleydi:

“xx” : Önemli.

“xxx” : Çok önemli.

“müh.” : Mühim.

“ç. müh.” : Çok mühim.

“D.” : Dikkat.

“?” : Belirtilen fikri kabul etmiyor ya da şüpheli görüyor.

Cümlelerin altını bazen kırmızı, bazen de mavi kalemle çizmiştir. Kırmızı kalemle çizdikleri, fikri kuvvetli bulduğu ve kendisinin de katıldığı; mavi kalemle çizdikleri ise o fikri beğenmediği anlamına gelir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x